Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
YENİ YIL
İDİL TÜTÜNCÜ

İDİL TÜTÜNCÜ

İDİL TÜTÜNCÜ

YENİ YIL

29 Aralık 2019 - 16:28 - Güncelleme: 30 Aralık 2019 - 22:44

Çocuksu sevinçlerin sürprizlere hazır neşesiyle beklediğimiz, takvimlere göre yılın en son ama akşamdan başlayan karşılama töreni sebebiyle, bize göre yüzünü yeniye dönen, 31 Aralık. Anne ve babamın özenle hazırlıklarını yaptığı, bizim de güzel atıflarla ‘Hoş geldin’ dediğimiz, yeni yıl.

Türk Dil Kurumu (TDK), yeni sözcüğünün anlamını dokuz maddede açıklıyor. ‘Eskisinin yerine gelen’, ‘Daha öncekilerden farklı olan’, ‘Tanınmayan, bilinmeyen’, ‘O güne kadar söylenmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan’, bu açıklamalardan birkaç tanesi.

Eski, beni çocukluğuma götürdüğünde, annem, babam ve kardeşimle birlikte, koşulsuz bir sevgi çemberi içinde geçirdiğimiz yılları anımsıyorum. Aynı sevgi çemberi, aramıza sonradan katılan şimdinin Y kuşağı nesiller ve yetişkinlerle birlikte daha da büyüdü. Sevgiyle birlikte saygının hüküm sürdüğü bir büyük aile, daha önceki yıllara göre biraz farklılaştı. Dede ve anneannenin gözünde, biz yetişkinlerin yerini torunlar aldı. Yeni olan sadece özneler değildi. Öznelerin yaşam biçimleri de değişti.

21’inci yüzyılla birlikte, çocuklar, bizim çocukluğumuzdan bambaşka bir dijital dünyanın içine daldı. Biz sokakta bisiklet sürerek, oyun oynayarak büyüdük. Yeni nesil, oyunları telefon ve bilgisayar ekranlarından oynuyor. Biz, tamamen kendi merak ve isteğimizle belki de evdeki kütüphanenin etkisiyle, ilkokul çağlarında dünya klasiklerini okumayı bitirmiştik. Şimdi ise, Türk ve dünya edebiyatının en güzel örnekleri, ancak bizim bireysel çabamızla Y kuşağı tarafından okunuyor. Biz, hayal gücümüzü kitap okuyarak geliştirdik, onlar videolar ve internet fenomeni haline gelen ‘anlatıcı’larla, hayal güçlerini hiç zorlamadan gülüyor, eğleniyor ve zaman geçiriyorlar. 21’inci yüzyıl, bir zamanların çocuğu olan biz yetişkinleri anlam odaklı devralırken, şimdiki Y kuşağını, hayatın anlamlarından sadece biri olan eğlence kültürüne hapsetmiş görünüyor. Adile Teyze’nin ‘Uykudan Önce’ programını izlemeden ya da kitap okumadan uyumayan bizlerin yerini, dijital oyunları oynamadan ya da oyun videosu seyretmeden uyumayan bir Y kuşağı aldı. Zaman kavramı, dijitalleşmeyle birlikte eğlence kültürünü de içine alarak, disiplinsiz bir şekilde dönüşmeye devam ediyor. Günün 24 saati kimseye yetmiyor, yılın 365 günü, hayata dair kalıcı anlamlar bırakamadan, su gibi akıp geçiyor. Sadece bizim aile değil birçok aile, eskiden farklı olan bu yeni durumla karşı karşıya. Halihazırdaki siyaset kurumunun günü birlik ‘oy’ merkezli ‘çözüm’leri ise gençlerden ve onların gerçeklerinden çok uzak. 19 yıl önce 21’inci yüzyıla giren Türkiye’deki siyaset kurumu, çağdaş ve geleneksel değerlerden kopuk haliyle, gelen her yeni yılın, göstermelik rakamlar ve görsel objeler olduğunu kanıtlamakta adeta yarışıyor.

Bütün bu anlam kayması (Erozyon) içinde, çocuk ve gençlerimizi bilimsel ve laik eğitim temelinde, akıl ve değer bütünlüğü içinde, ancak bireysel olarak tutabiliyoruz. Bizim ailenin Y kuşağı, zihinsel kapasitelerini en iyi seviyede tutarak Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda sağlam adımlarla ilerlerken, toplumun geneline baktığımızda, örneğin Liselere Giriş Sınavı’nda (LGS), fen liselerine öğrencilerden çok o ailenin yetişkinlerinin yığılır gibi yüklenmesi, eğitimde kalite ihtiyacını net olarak gözler önüne seriyor. Aynı çabayı ilköğretim aşamasında da görmek mümkün.

Yeni yıla dönecek olursak,  TDK’ya göre ‘Eskisinin yerine gelen’ anlamını taşıyan yeni, çok da olumlu sonuçlar doğurmuşa benzemiyor. Yeniden ziyade, önceki yüzyıllara dönüş özlemiyle atılan adımlar, ‘bilim’i mühendislik merkezli birkaç popüler konuyla sınırlı tutmuş durumda. Toplum ve birey, çağdaş ve geleneksel değerlerimiz açısından gözlendiğinde, TDK ‘ya göre ‘Daha öncekinden farklı olan’ anlamını taşıyan yeni gibi hiç değil. Bilakis çok eski. Çocuk ve gençlerimiz böyle bir ‘Yeni’ye layık mı sizce? Ne dersiniz?

Biz, bu 31 Aralık’da geleneksel sevgi çemberimizin içinde, bir klasik olan yeni yıl yemeği ve pastası, sohbet, tombala ve televizyon keyfiyle 2020’yi  karşılayacağız. Elbette ki bizim ailedeki Y kuşağının dilek ve beklentileri, yetişkinlerinkinden öncelikli olacak.

Hepinize ve ülkemize, sağlık, mutluluk ve aydınlık yarınların kapısını aralayan bir 2020 yılı diliyorum. Her şey gönlünüzce olsun.

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar