Siyaset kurumu


Türkiye’mizin kaderi siyaset kurumunun müthiş kabızlığı neticesinde alternatif üretemeyen , sermayesini iktidarı eleştirmek üzerine kuran bir anlayışı sürdüren çeşitli isimlerde partilerden oluşan Mahmutpaşa pazarına dönüşen bir yapılanma modeli. Bu pazardan kalite oluşmuyor, oluşamıyor…

Dikkat edin Liderler çarşı pazar dolaşıp esnafın sorunlarını dinliyor. Sözde sorular soruyor ama hiç bir çözüm üretemiyor.

Sorunları bile belirleyemiyırlar sözde seçmen ile dertleşmek, ona ulaşmak ve de oyuna talip olmak taktiği. Ama hiç bir çözüm önerileri yok. TBMM de tartışmaların seviyesizliği işin cabası. Türkiye’nin asıl sorunu demokrasi sorunu dur. Siz hiç bir siyasiden bu konuda bir görüş sergileyen bir parti gördünüz mü. Bir lider kalkar da SELPAK siyaseti yakıştırmasını telafuz edip bunun bir kağıt mendil markası olduğunun bile farkında olmayıp kağıt mendil diyemiyorsa bu ülkenin sorunlarına nasıl çözüm getirebilir anlamakta güçlük çekiyorum. Parti kurup başına ilk geçen kişi lider olduğunu sanıyor, ülkemizde siyaset ainlayışının derhal değişmesi gerekiyor. Siyaset kurumu çözüm üretir. Var olan sorunları tespit eder ve buna göre bir yol haritası çizer. Türkiye’de bunun tam aksi yapılıyor çünkü Lider oldun mu bir daha seni değiştirecek bir güç yok. Ancak ilahi adalet tecelli eder de bu dünyadan göçerse belki başka liderler çakabiliyor .veya bir çöküş sonrası birileri sahneye çıkıyor. İlla bunların mı olması gerekir. Ne yazık ki bunlar oluyor. Hiç bir partinin çözüm önerisi yok. Belki de insanlar alternatif arayışı içinde ama kabız siyaset sayesinde bu alternatifi bulamıyor. Ben oyumu bu partilerin hangisine vereyim diye hayıflanıp duruyor çünkü sokaktaki insanın düşüncesi “yok birlerinden farkları hepsi Osmanlı bankası” Bu nasıl bir anlayış farklı farklı isimlerde partiler ama hepsinin ortak fikri iktidarı eleştirmek.

Allah aşkına iktidar olunca neler yapacağını, örneğin; eğitimde, sağlıkta, iç politika da dış politika da, ekonomi de, tarım da demokratikleşme de ne gibi adımlar atacaklarını bilen bir Allah’ın kulu var mı? Yok çünkü siyaset kurumu kabızlaşmış durumda. Mevcut muhalefet partilerinin söylemleri hep aynı varsa yoksa tek sermayeleri iktidar partisi “istemezük” anlayışı. Yapmayın Allah aşkına bu ülke insanını bu kadar saf görmeyin. Geçmiş dönemlerden çok daha iyi durumda olmamız gerekirken gittikçe umutlar tükenmeye başlıyor.

Örneğin 1970 lerin Erbakan’ını Ecevit’ini Türkeş’ini Demirel’ini arar duruma geldik. Adamlarda liderlik vasfı vardı. Ne yapacaklarını söylerlerdi.İnönü gibi bir lideri Ecevit gibi biri devirebiliyordu. Nasıl mı? Parti içi demokrasinin bugünkünden çok daha ileri seviyede olmasından kaynaklı olması idi.

Şimdi sıkıysa bir lidere karşı aday olun başınıza gelmeyen kalmaz. Bunun sonucunda lider olmak isteyenler başka partiler kuruyor. Kendini lider ilan ediyor. Aslında sonradan lider olunmuyor. İnsanlar lider doğuyor. Bunun bilincinde değiliz. Türkiye sözde liderlerle dolu ve hiç birini değiştirme gücümüz yok çünkü demokratikleşen bir ülke olmadık, olamadık. Demokratikleşmeden bu kadar korkan liderler varken bu ülke demokratikleşmez. Ülkemizin geleceğini

Hiç te iyi göremiyorum.