Çocuklarımız ve Eğitim Emekçileri için Eski hükümet Binası önünde Eğitim-SEN Üyelerinin düzenlediği Basın Açıklaması Düzenlendi Basın açıklamasına başlamadan önce ebediyete intikal eden öğretmenler ve öğrencilerimiz için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunduk.
Basın açıklaması ve oturma eylemini KESK konfederasyonunun bileşenleri olarak Akhisar Demokrasi Platformunun da desteğiyle gerçekleştirildi. Açıklamaya CHP Akhisar İlçe Başkanı Hayriye Hacet katılarak destek verdi.Açıklamayı Eğitim Sen ilçe Başkanı Gönül Kızıltaş Okudu
Öncelikle bugün 17 Nisan köy Enstitülerinin kuruluşunun 86. Yıldönümü kutluyoruz. Köy enstitüleri öğrenci ve öğretmenin kimi zaman birlikte harç kardığı, kimi zaman birlikte ağaç diktiği, kısacası yaşamı umutla ürettiği hayatın içinde eşitlikçi bir eğitim deneyimi olarak ufkumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Basın açıklamamıza geçmeden önce aydınlanma ışığı sönmeyecek diyen köy enstitülerini selamlıyoruz.
Son iki yılda, yani mevcut Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görev süresi boyunca, tam 37 öğrenci ve öğretmenimiz şiddetin, ihmalkarlığın ve liyakatsizliğin kurbanı olarak hayattan koparıldı. Bu korkunç tablo basit bir istatistik değil; yitip giden canlarımız, kararan geleceklerimiz ve eğitim sisteminin içine düşürüldüğü çukurun kanıtıdır.
Daha dün, bu acı gerçekler ortadayken Bakanlık bir açıklama yaparak bizlere utanmadan “Müsterih olun” deme cüretini göstermiştir. Buradan, o karanlık zihniyete açıkça ilan ediyoruz: Asıl siz müsterih olun! Adım adım karanlığa sürüklediğiniz, gerici politikalarınızla boğmaya çalıştığınız çocuklarımızı, gençlerimizi ve meslektaşlarımızı asla sahipsiz bırakmayacağız! Sizin “müsterih” olduğunuz, koltuklarınızda rahatça oturduğunuz bu düzende, okullarımız birer şiddet sarmalına teslim edilmiş, eğitim emekçilerinin can güvenliği tamamen hiçe sayılmıştır.
Mevcut siyasi iktidar döneminde 8 bakan18 defa da müfredat değiştirildi. Adeta eğitimi bir yapboz tahtasına çevirdiler. Ortaya çıkan tabloyu hemen hepimiz görüyoruz. Eğitim lime lime dökülürken, bırakın bilimsel eğitimi ne eğitim emekçilerinin nede öğrencilerin can güvenliği dahi sağlanıyor. Dün iki bakanlık yetkilileri toplandı ve tüm ülke kamuoyu Maraş’ta yaşanan katliamın ardından eğitimde şiddetin ortaya çıkmasına son verecek bir yol haritası çıkarmalarını bekliyordu. Yayınlanan metinde genel geçer değerlendirmeler dışında somut hiçbir çözüm önerileri bulunmuyor. Daha önce getirdikleri çözüm önerilerini gördük. MESEM’lerde yaşanan denetim eksiklikleri ve iş cinayetlerinin sorumluluğunu öğretmenlere yıkmaya çalışıyorlar. Koordinatör öğretmenlere çip takıp takip edecekler. Yani kendi yaratıkları yıkımın faturası yine öğretmenlere kesildi.
3 gündür alandayız ve Artık yalnızca taziye dileme ve üzüntülerimizi paylaşmanın çok ötesinde bir noktadayız. Maraş’ta tablonun daha fazla ağırlaşmaması en büyük temenimiz. Ama biz şunu çok iyi biliyoruz. Şiddet sadece urfa’da Maraş’ta İstanbul’da, Antalya’da yada Mersin’de yaşanmıyor. Şiddet sadece okullarda kol gezmiyor. Dönüp baktığımız her yerde evde, sokakta, hastanede, avm de, televizyonda, trafikte, mecliste hemen her yerde şiddet var. Üstelik sadece insanlara yönelik değil hayvanlara ve doğaya karşı şiddet durulmuyor. Bu tablo ne sürdürülebilir nede kabul edilebilir bir noktada değil.
Çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin hayatı bu kadar ucuz değildir! Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğinin olmadığı bir ortamda asgari bir eğitim dahi yapılamayacağı gün gibi ortadadır.
Maraş’ta Saldırganın okula çok sayıda silahla girebilmiş olması bile başlı başına bir güvenlik zafiyetini göstermektedir. Ancak mesele yalnızca güvenlikçi politikalara da indirgenemez.
Toplumun her alanında şiddeti körükleyen, mafyalaşmayı ve çeteleşmeyi sıradanlaştıran, gençleri umutsuzluğa iten, eşitsizliği derinleştiren, üniversitelerde palalarla saldırı gerçekleştirenleri aynı gün serbest bırakan, cezasızlığı hakim kılan bu düzen; bugün okullarımıza kadar sirayet etmiş durumdadır.
Televizyonlardan sosyal hayata kadar yayılan bu şiddet iklimi ve toplumsal çürüme hali artık doğrudan çocuklarımızı ve eğitim emekçilerini hedef almaktadır.
Yeter Artık!
•Eğitim alanındaki güvenlik zafiyetleri derhal giderilmelidir.
•Şiddeti besleyen politikalar terk edilmelidir.
•Kamusal, eşit, bilimsel, laik eğitim tüm boyutlarıyla hayata geçirilmelidir.
•Gençleri güvencesizlikten ve umutsuzluktan kurtaracak, toplumsal dayanışmayı büyütecek, tekçi değil diyaloğa ve katılımcılığa dayalı bütünlüklü politikalar hayata geçirilmelidir.
Sizi son kez uyarıyoruz: Eğitimde şiddet yasası amasız, fakatsız derhal çıkarılmalı, okullarımızdaki devasa güvenlik zafiyetleri bir an önce giderilmelidir. Artık tek bir meslektaşımızın, tek bir öğrencimizin dahi burnunun kanamasına, kılına zarar gelmesine zerre kadar tahammülümüz kalmamıştır. Bizler, Cumhuriyetin aydınlık yüzü olan eğitim neferleri olarak, ne sizin baskıcı politikalarınıza boyun eğecek ne de okullarımızı teslim alan bu şiddet iklimine sessiz kalacağız. Sorumlular tek tek hesap verene, okullarımız yeniden güvenli eğitim yuvaları haline gelene kadar meydanlarda, sokaklarda ve alanlarda mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz!
Susmayacağız!
Alışmayacağız!
Ne okulda ne sokakta ne bugün ne yarın Şiddeti Normalleştirmeyeceğiz!
Basın açıklaması ve oturma eylemini KESK konfederasyonunun bileşenleri olarak Akhisar Demokrasi Platformunun da desteğiyle gerçekleştirildi. Açıklamaya CHP Akhisar İlçe Başkanı Hayriye Hacet katılarak destek verdi.Açıklamayı Eğitim Sen ilçe Başkanı Gönül Kızıltaş Okudu
Öncelikle bugün 17 Nisan köy Enstitülerinin kuruluşunun 86. Yıldönümü kutluyoruz. Köy enstitüleri öğrenci ve öğretmenin kimi zaman birlikte harç kardığı, kimi zaman birlikte ağaç diktiği, kısacası yaşamı umutla ürettiği hayatın içinde eşitlikçi bir eğitim deneyimi olarak ufkumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Basın açıklamamıza geçmeden önce aydınlanma ışığı sönmeyecek diyen köy enstitülerini selamlıyoruz.
Son iki yılda, yani mevcut Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görev süresi boyunca, tam 37 öğrenci ve öğretmenimiz şiddetin, ihmalkarlığın ve liyakatsizliğin kurbanı olarak hayattan koparıldı. Bu korkunç tablo basit bir istatistik değil; yitip giden canlarımız, kararan geleceklerimiz ve eğitim sisteminin içine düşürüldüğü çukurun kanıtıdır.
Daha dün, bu acı gerçekler ortadayken Bakanlık bir açıklama yaparak bizlere utanmadan “Müsterih olun” deme cüretini göstermiştir. Buradan, o karanlık zihniyete açıkça ilan ediyoruz: Asıl siz müsterih olun! Adım adım karanlığa sürüklediğiniz, gerici politikalarınızla boğmaya çalıştığınız çocuklarımızı, gençlerimizi ve meslektaşlarımızı asla sahipsiz bırakmayacağız! Sizin “müsterih” olduğunuz, koltuklarınızda rahatça oturduğunuz bu düzende, okullarımız birer şiddet sarmalına teslim edilmiş, eğitim emekçilerinin can güvenliği tamamen hiçe sayılmıştır.
Mevcut siyasi iktidar döneminde 8 bakan18 defa da müfredat değiştirildi. Adeta eğitimi bir yapboz tahtasına çevirdiler. Ortaya çıkan tabloyu hemen hepimiz görüyoruz. Eğitim lime lime dökülürken, bırakın bilimsel eğitimi ne eğitim emekçilerinin nede öğrencilerin can güvenliği dahi sağlanıyor. Dün iki bakanlık yetkilileri toplandı ve tüm ülke kamuoyu Maraş’ta yaşanan katliamın ardından eğitimde şiddetin ortaya çıkmasına son verecek bir yol haritası çıkarmalarını bekliyordu. Yayınlanan metinde genel geçer değerlendirmeler dışında somut hiçbir çözüm önerileri bulunmuyor. Daha önce getirdikleri çözüm önerilerini gördük. MESEM’lerde yaşanan denetim eksiklikleri ve iş cinayetlerinin sorumluluğunu öğretmenlere yıkmaya çalışıyorlar. Koordinatör öğretmenlere çip takıp takip edecekler. Yani kendi yaratıkları yıkımın faturası yine öğretmenlere kesildi.
3 gündür alandayız ve Artık yalnızca taziye dileme ve üzüntülerimizi paylaşmanın çok ötesinde bir noktadayız. Maraş’ta tablonun daha fazla ağırlaşmaması en büyük temenimiz. Ama biz şunu çok iyi biliyoruz. Şiddet sadece urfa’da Maraş’ta İstanbul’da, Antalya’da yada Mersin’de yaşanmıyor. Şiddet sadece okullarda kol gezmiyor. Dönüp baktığımız her yerde evde, sokakta, hastanede, avm de, televizyonda, trafikte, mecliste hemen her yerde şiddet var. Üstelik sadece insanlara yönelik değil hayvanlara ve doğaya karşı şiddet durulmuyor. Bu tablo ne sürdürülebilir nede kabul edilebilir bir noktada değil.
Çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin hayatı bu kadar ucuz değildir! Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğinin olmadığı bir ortamda asgari bir eğitim dahi yapılamayacağı gün gibi ortadadır.
Maraş’ta Saldırganın okula çok sayıda silahla girebilmiş olması bile başlı başına bir güvenlik zafiyetini göstermektedir. Ancak mesele yalnızca güvenlikçi politikalara da indirgenemez.
Toplumun her alanında şiddeti körükleyen, mafyalaşmayı ve çeteleşmeyi sıradanlaştıran, gençleri umutsuzluğa iten, eşitsizliği derinleştiren, üniversitelerde palalarla saldırı gerçekleştirenleri aynı gün serbest bırakan, cezasızlığı hakim kılan bu düzen; bugün okullarımıza kadar sirayet etmiş durumdadır.
Televizyonlardan sosyal hayata kadar yayılan bu şiddet iklimi ve toplumsal çürüme hali artık doğrudan çocuklarımızı ve eğitim emekçilerini hedef almaktadır.
Yeter Artık!
•Eğitim alanındaki güvenlik zafiyetleri derhal giderilmelidir.
•Şiddeti besleyen politikalar terk edilmelidir.
•Kamusal, eşit, bilimsel, laik eğitim tüm boyutlarıyla hayata geçirilmelidir.
•Gençleri güvencesizlikten ve umutsuzluktan kurtaracak, toplumsal dayanışmayı büyütecek, tekçi değil diyaloğa ve katılımcılığa dayalı bütünlüklü politikalar hayata geçirilmelidir.
Sizi son kez uyarıyoruz: Eğitimde şiddet yasası amasız, fakatsız derhal çıkarılmalı, okullarımızdaki devasa güvenlik zafiyetleri bir an önce giderilmelidir. Artık tek bir meslektaşımızın, tek bir öğrencimizin dahi burnunun kanamasına, kılına zarar gelmesine zerre kadar tahammülümüz kalmamıştır. Bizler, Cumhuriyetin aydınlık yüzü olan eğitim neferleri olarak, ne sizin baskıcı politikalarınıza boyun eğecek ne de okullarımızı teslim alan bu şiddet iklimine sessiz kalacağız. Sorumlular tek tek hesap verene, okullarımız yeniden güvenli eğitim yuvaları haline gelene kadar meydanlarda, sokaklarda ve alanlarda mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz!
Susmayacağız!
Alışmayacağız!
Ne okulda ne sokakta ne bugün ne yarın Şiddeti Normalleştirmeyeceğiz!














