Akhisar’da Eğitim-İş sendikası üyeleri, Kahramanmaraş’ta bir okulda yaşanan saldırıya tepki göstermek amacıyla basın açıklaması düzenledi. Eski Hükümet Konağı önünde saat 12.30’da gerçekleştirilen açıklamada, eğitimde güvenlik ve şiddetin önlenmesi konularına dikkat çekildi.Basın açıklamasını Akhisar Eğitim-İş Temsilcilik Sekreteri Naciye Erkmen, Eğitim-İş Gölmarmara İlçe Başkanı Erhan Karakülah ve Kırkağaç İlçe Temsilcilik Başkanı Meriç Yiğit Köker birlikte okudu.
Sendika temsilcileri, okullarda artan şiddet olaylarına karşı yetkililerin daha etkili önlemler alması gerektiğini belirterek, öğrencilerin ve eğitim çalışanlarının güvenliğinin sağlanmasının öncelikli bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Yapılan basın açıklamasında; “Bugün burada, yüreklerimiz yanarak, gözlerimiz yaşla dolarken hesap sormak için değil; çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin can güvenliğini, umutlarını ve yarınlarını haykırmak için bulunuyoruz. Çünkü okullarımız kan gölüne dönüyor, ama maalesef hâlâ yeterince önlem alınmıyor!
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde ve Kahramanmaraş’ta yaşanan o derin acı olaylar; ne bir kaza ne de münferit bir hadisedir. Maraş ve Siverek’te öğretmenlerimizin ve onlarca öğrencimizin katledildiği, çok sayıda öğretmen ve öğrencimizin de yaralandığı bu vahim saldırılar, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğimizi geleceksiz bıraktığının ve okullarımızın sahipsiz, korumasız bırakıldığının en yürek burkan ilanıdır.
Bugün eğitim, çocuklarımıza umut değil, korku veriyor. Bugün gençlerimiz yarına değil, karanlığa bakıyor.
Çünkü bu sistem onları hayata değil; derin bir çaresizliğe, kırgınlığa ve öfkeye sürüklüyor. Ve o biriken öfke, bugün masum okul koridorlarında acımasız silah seslerine dönüşüyor!
En güvenli sığınaklar olması gereken okullarımız nasıl en korkutucu, en güvensiz yerlere dönüştü?
Bilimin, aklın ve aydınlanmanın sıcak yuvası olan okullarımız, nasıl oldu da minik yavrularımızın camlardan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı dehşet mekânlarına döndü?
Bu tablo hepimizin yüreğini dağlıyor!
Bu, eğitimde güvenlik politikasının yürek parçalayan bir çöküşüdür!
Maraş ve Siverek’te öğretmenlerimizin ve onlarca öğrencimizin katledildiği, çok sayıda öğretmen ve öğrencimizin de yaralandığı bu saldırılar artık “münferit” denilerek geçiştirilemez.
Okullarımız, eğitim yuvası olmaktan çıkmış; şiddetin, acının ve gözyaşının kol gezdiği yerlere dönüşmüştür.
Biz Eğitim-İş olarak yıllardır içimiz yanarak uyarıyoruz:
“Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır, daha derin yaralar açılacak!”
Ne yazık ki sesimiz hâlâ yeterince duyulmuyor. Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu,
Ne yaralı ruhlara dokunan rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi, Ne de eğitim emekçileri yeterince korundu.
Bugün öğretmenlerimiz, ders anlatırken gözleri kapıda, yürekleri korkuyla çarpıyor.
Bugün öğrencilerimiz, okula giderken “Acaba sağ salim eve dönebilecek miyim?” diye içlerinde derin bir korku taşıyor.
Bu tablo, hepimizin vicdanını kanatıyor, gözlerimizi yaşartıyor.
Buradan bir kez daha, en derin duygularımızla, yanık yüreklerimizle ve tüm gücümüzle haykırıyoruz:
Okullarda güvenlik bir temenni değildir; devletin en kutsal, asli görevidir!
Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir; yaralı çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin hayati bir ihtiyacıdır!
Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamamak, en büyük ve en ağır sorumluluktur!
İşte bu yüzden buradayız!
İşte bu yüzden, gözyaşlarımızla ARTIK YETER diyoruz!
Geçtiğimiz günlerde başlattığımız “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim İstiyoruz!” imza kampanyamızın ne kadar acı bir şekilde hayati olduğu bir kez daha yüreklerimizi sızlatarak ortaya çıkmıştır.
Biz yalnızca eleştirmiyoruz; içimiz yanarak çözüm üretiyoruz, yol gösteriyoruz. Yıllardır söylüyoruz: Okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz!
Taleplerimiz nettir, acildir ve en temel insanlık hakkıdır:
Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır.
Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, giriş denetimi sağlanmalıdır.
Her okula yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli atanmalıdır.
Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır.
Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre sayı artırılmalı ve rehber raporları dikkate alınmalıdır.
Sosyal hizmetler sistemi güçlendirilmeli, okullarla koordinasyon kurulmalıdır.
Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır.
Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır.
Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki standartlara uygun hâle getirilmelidir.
Bu talepler lütuf değil; çocuklarımızın masum gülümsemesi, öğretmenlerimizin huzuru ve yarınlarımızın güvencesidir.
Okullarımızı güvensiz bırakanlar, bu derin acının ve gözyaşının sorumluluğundan kaçamaz.
Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden, yüreklerimiz attığı sürece asla vazgeçmeyeceğiz. Gelin, gözyaşlarımızla ARTIK YETER diyelim!
Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza, yürek yüreğe duralım! Gelin, onlara güvensiz okullar değil; umut dolu, güvenli ve aydınlık bir gelecek bırakalım!
Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte, el ele kurtaralım!Eğitim-İş olarak buradayız! Susmayacağız!
Alışmayacağız!
Normalleştirmeyeceğiz!Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar bu mücadelemiz, yanık yüreklerimizle sürecek!
Çocuklarımız ve öğretmenlerimiz için… Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim!” ifadeleri yer verildi.















