Ekonomi Politikaları Başkanı Yaşar ARTAR yapmış olduğu açıklamada; Ülkenin şu an uçuruma doğru yol aldığını, bu gidişatın faturasını sadece vatandaşın ödediğine değindi.
İnsanlarımızın bu gidişatın farkına varması gerektiğini belirten ARTAR, bu değişimin sadece mevcut iktidarın gidişi ile olacağını vurguladı…
Sevgili Basın Mensupları, Değerli Akhisar Halkı;
Dolar yine başını kaldırdı. Durdurma çabaları işe yaramadı. Sabah saatlerinde 15.80 i geçti 16 ya merdiven dayadı. Tabi ki konumuz bu yükseliş olmalı.
Ama altında yatan sebeplere büyüteç tutmalı. Ülkede döviz kalmadı. Hatırlayanlarınız bilir sonunu değiştiremeyeceğimiz filmleri. İşte AKP’nin son 20 yıldaki finali de bu şekilde olacaktır.
Aynı şeyleri yaparak farklı şeyler beklemek NAFİLE! Faiz sebep enflasyon sonuç gerçekten. Faizi düşürdüğü için enflasyon balon gibi patladı.
Demek ki neymiş; Hayaller ile ülke yönetilmez!
‘2023’te dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacağız’ gibi fantastik açıklamalara bakınca sayın Erdoğan hiç bu kadar gerçeğe yakın konuşmamıştı.
Acaba tersten mi okumamız lazım?
En iyisi size olayı dramatize yapmadan reel rakamlar ile açıklayayım. Hesaba göre Türkiye 2035 yılına kadar her yıl % 6 büyüse yetmez, gerçi büyüyemez. Bu seferde Türkiye’nin önünde bulunan ülkelerin hiç büyümemesi, yerinde sayması gerek. Velev ki öyle olsa bile bu da bizi kesmez. Ülke ekonomileri hazinesindeki dolar büyüklüğüne göre belirleniyor. Hazinemiz ne durumda peki anlatmaya devam edelim.
Bu durumda 2035 yılına kadar dolar kuru 15 liralarda olması gerek. O da tamam olsa yine yeterli gelmeyecek 10.sıraya…
Bu kadar imkansızlıklar ortadayken hepsi olsa bile Türkiye ancak 13.sıraya yerleşiyor.
Bu gerçekler, rakamlar ortadayken Türkiye’miz 2023 seçimlerine kadar ilk 10’a girmesi nasıl oluyor? Bunu aklını başka yerinde arayanlar, bana değil hesabı yapana sormalı.
Sahi kim yaptı bu hesabı?
4 işlem biliyor mu, diploması var mı?
Şurası çok açık ki Türkiye’yi yönetenler tüm hesaplarını böyle amuda kalkarak mı yapıyor. Matematik kullanılmıyor, metafizik ile halletmeye çalışıyorlar. Hamdolsun/Maşallah ile yola devam edin diye kim akıl verdi acaba?
Oysa Allah Oku demiyor muydu?
Ekonomiyi sormaya devam edelim. Bugün yarından daha iyi… Ekonomide düzelme yalan. Bu yönetim kadrolarıyla hikaye bitmek üzere. Filmin sonunu merak ediyorsanız, tamamen hüsran… Aslında en güzel ekonomik paket, bu yönetimin paketlenip bir an önce gönderilmesidir.
Ekonominin ışıldayan fosforlusu ne diyordu daha birkaç ay önce; ‘Dolar bundan daha fazla artmaz. TL göreceği en dip seviyeyi gördü’ dediğinde dolar 13.70 idi. Enflasyon Ocak ayında PİK yapacak dediğinde enflasyon henüz %40 seviyesindeydi.
Ve Mart ayında enflasyon %70’lere doğru yelken açmaya başlamıştı. Zira kurun artmaması için sattıkları 4 aydaki 30 milyar dolar işe yaramadı. Bir 30 milyar dolar daha satacak paraları kalmadı. Durumu kurtarmak için sermaye kontrolüne gittiler.
Nasıl mı?
Girin internete, döviz alış/satış arasındaki farka bakın. %2. Bankalar bunu kâr yapmak için yapmıyorlar, emir büyük yerden.
Kur Korumalı Mevduat ile TL’ye değil dolara bağlama var. Dolara endeksli mevduatın faizini ve farkını, bankanın yolunu dahi bilmeyen milyonlarca vatandaş ödüyor.
Bankalardaki mevduatların %74’ü dolara endekslenmiş durumda. Miktar büyüdükçe riskte büyür. Saati kurulmuş bomba gibi patlamaya hazır bir ekonomi.. Aradaki farkı nasıl kapatırız? Bir süre para basarak mümkün… Ama sonu felakete götürür. İlk başlarda anlaşılmaz bu tehlike ama işte biz oraya doğru gidiyoruz.
Hazır Olun! Cehennemin kapıları açıldı bizi oraya çağırıyor…
Peki çözümünüz nedir?
En güzel ekonomik çözüm bu hükümetin paketlenip gönderilmesidir.
Bunun için bir solukluk ara…
Sonra İstiklal ve İstikbalin azmi ve kararı…
Yaşasın Türk Milleti, Yaşasın İstiklal!Sayın Erdoğan ve Soylu bir taraftan, Türkiye'ye akın etmek isteyen kitlelere "kapılarımız sonuna kadar açık, size ensar olmaya hazırız" mesajı veriyor, diğer taraftan da sığınmacılarla ilgili uyarılar yapanlar hakkında suç duyurusunda bulunuluyor!
İçişleri Bakanlığı ile Göç İdaresi Başkanlığı'nın suç duyurularında SESSİZ İSTİLA nın basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı öne sürülerek, "Söz konusu açıklamaların, halkı yabancılara karşı kin ve tahrike yönlendirdiği, demokratik toplum gerekleriyle bağdaşmayan, kamu barışını, kamu düzenini ve kamu güvenliğini tehlikeye düşürecek mahiyette olduğu açıktır" deniliyor.
Bir defa Türk Ceza Kanunu'nda "halkı yabancılara karşı kin ve tahrike yönlendirmek" diye bir suç yoktur. "Halkı birbirine karşı kin ve düşmanlığa tahrik" suçu, kıyas yoluyla genişletilemez.
Aslında halkı yabancılara karşı tahrik eden de yoktur. Eleştirilen de "Türkiye'ye tehcir edilen yabancılar" değil, doğrudan siyasi iktidarın ensar-muhacir politikasıdır!
Tehcir, muhacir... Bunlar aynı kökten gelir...
Bir defa Türk Ceza Kanunu'nda "halkı yabancılara karşı kin ve tahrike yönlendirmek" diye bir suç yoktur. "Halkı birbirine karşı kin ve düşmanlığa tahrik" suçu, kıyas yoluyla genişletilemez.
Aslında halkı yabancılara karşı tahrik eden de yoktur. Eleştirilen de "Türkiye'ye tehcir edilen yabancılar" değil, doğrudan siyasi iktidarın ensar-muhacir politikasıdır!
Tehcir, muhacir... Bunlar aynı kökten gelir...
Öyleyse bu tür suç duyuruları ile esas olarak halkın tehcire karşı tepkisi frenlenmek isteniyor!
Çünkü Türkiye, Büyük Orta Doğu Projesi çerçevesinde gerçekten istila ediliyor... Türk vatanının ve Türk Milleti'nin birliğine kast ediliyor. Soruşturulması gereken asıl suç budur.
Suriyelilerin Türkiye'ye sürülmesinin en önemli sebebi, Suriye'nin kuzeyinde ABD güdümlü bir terör devleti kurmaktır. Siyasi iktidar ise ABD'nin Suriye'de iç savaş çıkarmasını desteklemiştir! "Özgür Suriye Ordusu" denilen Suriyenin isyancı gruplarını, silahlı güçlerini eğiten, donatan yani silah ve maaş veren Türkiye'deki siyasi iktidardır.
TÜRK Ceza Kanunu'nun 306'ncı maddesine göre "Türkiye Devletini savaş tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak şekilde, yetkisiz olarak yabancı bir devlete karşı asker toplayan veya diğer hasmane hareketlerde bulunan kimseye beş yıldan on iki yıla kadar hapis cezası verilir. Fiil sonucu savaş meydana gelirse faile müebbet hapis cezası verilir."
İktidar, Meclis'ten Suriye aleyhine asker toplamak, ordu kurmak için yetki almış mıdır? Hayır.
Tezkere, bu yetkiyi vermiyor! Tabi, suçun soruşturulması için Adalet Bakanı'nın izni gerekiyor. Kanun koyucu, suçun iktidar tarafından işlenebileceğini hiç düşünmemiş...
Fiil sonucu, siyasi iktidar ülkeyi savaşa sürüklemiştir. Türk Ordusu, Suriye'dedir! Fakat ABD, asıl tehdidin olduğu PYD/PKK bölgesine Türk Ordusu'nu sokmuyor!
Fiil sonucu, siyasi iktidar ülkeyi savaşa sürüklemiştir. Türk Ordusu, Suriye'dedir! Fakat ABD, asıl tehdidin olduğu PYD/PKK bölgesine Türk Ordusu'nu sokmuyor!
PYD/PKK, terör estirerek Suriye'nin kuzeyinde yaşayan insanları, Türkiye'ye tehcir etti değil mi? Diğerlerini de elbette Suriye rejimi ve Rus ordusu tehcir etti...
Osmanlı Devleti de ordusu savaştayken, işgal ordularına katılan veya içerde terör estiren Ermenileri Suriye'ye sürmedi mi? Suriye de aynısını yapıyor işte...
Sorun sadece Suriyelilerin Türkiye'ye proje dahilinde tehcir edilmesi değil. Yine Amerikan baskısı ile Afganistan'dan genç erkekler de getiriliyor... Dünya basınında Orta Doğu ve Afrika'dan 80 milyon insanın kuzeye doğru göçeceği, bunların 30 milyonunun Türkiye'de kalacağına dair haberler çıkıyor?
Türkiye'nin milli devlet yapısını çökertme girişimi demek olan bu istilaya karşı ne tedbir aldılar? Hangi girişimde bulundular?
Hiçbir tedbirleri yok! Üstelik hâlâ "biz herkese ensar olacağız" diyorlar. Ülkenin nüfus yapısını değiştirerek; muhaciri vatandaş, asker ve memur yaparak devleti teslim ediyorlar! Sonra da tehdide dikkat çekene, kendi suçlarını unutturmak için suç uyduruyorlar. Bu, böyle gitmez... Bir yerden mutlaka patlak verir...
Önümüzdeki aylar için çok ciddi güvenlik uyarıları yapılıyor.
Yargıtay'ın, Canan Kaftancıoğlu hakkındaki mahkûmiyet ve siyasi yasak kararını onaylamasından hemen sonra, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bütün milletvekillerini İstanbul'a çağırdı ve iktidara sert tepki gösterdi, ardından da SADAT adlı şirketin Beylikdüzü'ndeki binasının önüne giderek "Önünde bulunduğumuz SADAT paramiliter bir kuruluştur... Burası terörist yetiştiren bir kurumdur. Seçimi gölgeleyecek, seçimin güvenliğini sarsacak herhangi bir şey olursa sorumlusu burasıdır ve Saray'dır" dedi.
Aktif çalışan sayısı 283 bin 431. Bu rakam, 270 bine yakın emniyet personeli sayısından fazla.
Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrencilere şiddet uygulayan kim? Özel güvenlik.
Amblemleri Boğaziçi. Ama bunlar taşeron firmalardan geliyor. Taşeronun taşeronular yani. AKP’nin sistemi taşeronluk. Paravanın kibarcası! Şimdi konuya uyumlu bir KHK’yı anımsatalım. Yıl 2017. Düzenleme şöyle:
“Özel güvenlikçiler artık uzun namlulu silahlar kullanabilecek. Bu aşamada Genelkurmay’dan görüş alınmayacak. Özel güvenlikçilerin uzun namlulu silah kullanabilmesi için vali yardımcısının başkanlığındaki bir komisyonun kararı ve valinin onayı yetecek.”
SADAT dış politika politika belirliyor. İdlib ya da Trablusgarp’ta olmaktan/olunmasından memnun. Fakat tam burada bir çelişki var. TSK’da özellikle İdlib rahatsızlığı olduğu biliniyor.
Orduda da SADAT rahatsızlığı ayyuka çıkmış durumda. İstifa eden generallerin, hem ‘İdlib ya da cihadizm' hem de ‘SADAT’ konusunda endişeleri var.SADAT kurucusu Tanrıverdi yaptığı bir konuşmasında ise TSK'yı nasıl dizayn ettiklerini şu şekilde ifade etmişti:
"Harp Okulları, askeri okullar, sınıf okullarının dışında ki askeri okulların tamamı Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı olması lazım dedik. Yüksek Askeri Şura'nın yapısı değişsin dedik. Aldığımız kararlarda sivil iradenin hâkimiyetini kullandık. Askeri yargı kapsamında Askeri Yüksek yargı kalksın dedik o da gerçekleşti. Başkanlık sistemi gelsin dedik o da geldi."
Ve Tanrıverdi'nin en önemli açıklaması:
"Eyalet sistemine geçilmeli, Kürtlere özerklik verilmeli, Anayasa'da Kürtçe korunmalı, Kürtçe eğitim verilmeli."
Bu sözleri KİŞİSEL DEĞERLENDİRME olarak değil, Cumhurbaşkanlığı'na kadar ciddi bir şekilde değerlendirilen zihin yapısını görebilmek açısından altını da üstünüde biz çizelim ve son sözümüzü burada şimdilik söyleyerek noktalayalım;
15 Temmuz'u bahane edip Fırat'ın doğu'sunda başlayan isim değiştirme modasına gaz veriliyor ise büyük resim'deki nokta atışlar ortada.
Neo Sevr.
Ticani kalkışma.
Köprü, meydan derken sıra geldi, TC'nin adını değiştirmeye.
Anadolu Federe Ticani Cumhuriyeti ya da Adını siz koyun, altını da üstünü de biz çizeceğiz.
Mazi kalpte bir yaradır. Anladınız siz onu!
İnsanlarımızın bu gidişatın farkına varması gerektiğini belirten ARTAR, bu değişimin sadece mevcut iktidarın gidişi ile olacağını vurguladı…
Sevgili Basın Mensupları, Değerli Akhisar Halkı;
Dolar yine başını kaldırdı. Durdurma çabaları işe yaramadı. Sabah saatlerinde 15.80 i geçti 16 ya merdiven dayadı. Tabi ki konumuz bu yükseliş olmalı.
Ama altında yatan sebeplere büyüteç tutmalı. Ülkede döviz kalmadı. Hatırlayanlarınız bilir sonunu değiştiremeyeceğimiz filmleri. İşte AKP’nin son 20 yıldaki finali de bu şekilde olacaktır.
Aynı şeyleri yaparak farklı şeyler beklemek NAFİLE! Faiz sebep enflasyon sonuç gerçekten. Faizi düşürdüğü için enflasyon balon gibi patladı.
Demek ki neymiş; Hayaller ile ülke yönetilmez!
‘2023’te dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacağız’ gibi fantastik açıklamalara bakınca sayın Erdoğan hiç bu kadar gerçeğe yakın konuşmamıştı.
Acaba tersten mi okumamız lazım?
En iyisi size olayı dramatize yapmadan reel rakamlar ile açıklayayım. Hesaba göre Türkiye 2035 yılına kadar her yıl % 6 büyüse yetmez, gerçi büyüyemez. Bu seferde Türkiye’nin önünde bulunan ülkelerin hiç büyümemesi, yerinde sayması gerek. Velev ki öyle olsa bile bu da bizi kesmez. Ülke ekonomileri hazinesindeki dolar büyüklüğüne göre belirleniyor. Hazinemiz ne durumda peki anlatmaya devam edelim.
Bu durumda 2035 yılına kadar dolar kuru 15 liralarda olması gerek. O da tamam olsa yine yeterli gelmeyecek 10.sıraya…
Bu kadar imkansızlıklar ortadayken hepsi olsa bile Türkiye ancak 13.sıraya yerleşiyor.
Bu gerçekler, rakamlar ortadayken Türkiye’miz 2023 seçimlerine kadar ilk 10’a girmesi nasıl oluyor? Bunu aklını başka yerinde arayanlar, bana değil hesabı yapana sormalı.
Sahi kim yaptı bu hesabı?
4 işlem biliyor mu, diploması var mı?
Şurası çok açık ki Türkiye’yi yönetenler tüm hesaplarını böyle amuda kalkarak mı yapıyor. Matematik kullanılmıyor, metafizik ile halletmeye çalışıyorlar. Hamdolsun/Maşallah ile yola devam edin diye kim akıl verdi acaba?
Oysa Allah Oku demiyor muydu?
Ekonomiyi sormaya devam edelim. Bugün yarından daha iyi… Ekonomide düzelme yalan. Bu yönetim kadrolarıyla hikaye bitmek üzere. Filmin sonunu merak ediyorsanız, tamamen hüsran… Aslında en güzel ekonomik paket, bu yönetimin paketlenip bir an önce gönderilmesidir.
Ekonominin ışıldayan fosforlusu ne diyordu daha birkaç ay önce; ‘Dolar bundan daha fazla artmaz. TL göreceği en dip seviyeyi gördü’ dediğinde dolar 13.70 idi. Enflasyon Ocak ayında PİK yapacak dediğinde enflasyon henüz %40 seviyesindeydi.
Ve Mart ayında enflasyon %70’lere doğru yelken açmaya başlamıştı. Zira kurun artmaması için sattıkları 4 aydaki 30 milyar dolar işe yaramadı. Bir 30 milyar dolar daha satacak paraları kalmadı. Durumu kurtarmak için sermaye kontrolüne gittiler.
Nasıl mı?
Girin internete, döviz alış/satış arasındaki farka bakın. %2. Bankalar bunu kâr yapmak için yapmıyorlar, emir büyük yerden.
Kur Korumalı Mevduat ile TL’ye değil dolara bağlama var. Dolara endeksli mevduatın faizini ve farkını, bankanın yolunu dahi bilmeyen milyonlarca vatandaş ödüyor.
Bankalardaki mevduatların %74’ü dolara endekslenmiş durumda. Miktar büyüdükçe riskte büyür. Saati kurulmuş bomba gibi patlamaya hazır bir ekonomi.. Aradaki farkı nasıl kapatırız? Bir süre para basarak mümkün… Ama sonu felakete götürür. İlk başlarda anlaşılmaz bu tehlike ama işte biz oraya doğru gidiyoruz.
Hazır Olun! Cehennemin kapıları açıldı bizi oraya çağırıyor…
Peki çözümünüz nedir?
En güzel ekonomik çözüm bu hükümetin paketlenip gönderilmesidir.
Bunun için bir solukluk ara…
Sonra İstiklal ve İstikbalin azmi ve kararı…
Yaşasın Türk Milleti, Yaşasın İstiklal!Sayın Erdoğan ve Soylu bir taraftan, Türkiye'ye akın etmek isteyen kitlelere "kapılarımız sonuna kadar açık, size ensar olmaya hazırız" mesajı veriyor, diğer taraftan da sığınmacılarla ilgili uyarılar yapanlar hakkında suç duyurusunda bulunuluyor!
İçişleri Bakanlığı ile Göç İdaresi Başkanlığı'nın suç duyurularında SESSİZ İSTİLA nın basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı öne sürülerek, "Söz konusu açıklamaların, halkı yabancılara karşı kin ve tahrike yönlendirdiği, demokratik toplum gerekleriyle bağdaşmayan, kamu barışını, kamu düzenini ve kamu güvenliğini tehlikeye düşürecek mahiyette olduğu açıktır" deniliyor.
Bir defa Türk Ceza Kanunu'nda "halkı yabancılara karşı kin ve tahrike yönlendirmek" diye bir suç yoktur. "Halkı birbirine karşı kin ve düşmanlığa tahrik" suçu, kıyas yoluyla genişletilemez.
Aslında halkı yabancılara karşı tahrik eden de yoktur. Eleştirilen de "Türkiye'ye tehcir edilen yabancılar" değil, doğrudan siyasi iktidarın ensar-muhacir politikasıdır!
Tehcir, muhacir... Bunlar aynı kökten gelir...
Bir defa Türk Ceza Kanunu'nda "halkı yabancılara karşı kin ve tahrike yönlendirmek" diye bir suç yoktur. "Halkı birbirine karşı kin ve düşmanlığa tahrik" suçu, kıyas yoluyla genişletilemez.
Aslında halkı yabancılara karşı tahrik eden de yoktur. Eleştirilen de "Türkiye'ye tehcir edilen yabancılar" değil, doğrudan siyasi iktidarın ensar-muhacir politikasıdır!
Tehcir, muhacir... Bunlar aynı kökten gelir...
Öyleyse bu tür suç duyuruları ile esas olarak halkın tehcire karşı tepkisi frenlenmek isteniyor!
Çünkü Türkiye, Büyük Orta Doğu Projesi çerçevesinde gerçekten istila ediliyor... Türk vatanının ve Türk Milleti'nin birliğine kast ediliyor. Soruşturulması gereken asıl suç budur.
Suriyelilerin Türkiye'ye sürülmesinin en önemli sebebi, Suriye'nin kuzeyinde ABD güdümlü bir terör devleti kurmaktır. Siyasi iktidar ise ABD'nin Suriye'de iç savaş çıkarmasını desteklemiştir! "Özgür Suriye Ordusu" denilen Suriyenin isyancı gruplarını, silahlı güçlerini eğiten, donatan yani silah ve maaş veren Türkiye'deki siyasi iktidardır.
TÜRK Ceza Kanunu'nun 306'ncı maddesine göre "Türkiye Devletini savaş tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak şekilde, yetkisiz olarak yabancı bir devlete karşı asker toplayan veya diğer hasmane hareketlerde bulunan kimseye beş yıldan on iki yıla kadar hapis cezası verilir. Fiil sonucu savaş meydana gelirse faile müebbet hapis cezası verilir."
İktidar, Meclis'ten Suriye aleyhine asker toplamak, ordu kurmak için yetki almış mıdır? Hayır.
Tezkere, bu yetkiyi vermiyor! Tabi, suçun soruşturulması için Adalet Bakanı'nın izni gerekiyor. Kanun koyucu, suçun iktidar tarafından işlenebileceğini hiç düşünmemiş...
Fiil sonucu, siyasi iktidar ülkeyi savaşa sürüklemiştir. Türk Ordusu, Suriye'dedir! Fakat ABD, asıl tehdidin olduğu PYD/PKK bölgesine Türk Ordusu'nu sokmuyor!
Fiil sonucu, siyasi iktidar ülkeyi savaşa sürüklemiştir. Türk Ordusu, Suriye'dedir! Fakat ABD, asıl tehdidin olduğu PYD/PKK bölgesine Türk Ordusu'nu sokmuyor!
PYD/PKK, terör estirerek Suriye'nin kuzeyinde yaşayan insanları, Türkiye'ye tehcir etti değil mi? Diğerlerini de elbette Suriye rejimi ve Rus ordusu tehcir etti...
Osmanlı Devleti de ordusu savaştayken, işgal ordularına katılan veya içerde terör estiren Ermenileri Suriye'ye sürmedi mi? Suriye de aynısını yapıyor işte...
Sorun sadece Suriyelilerin Türkiye'ye proje dahilinde tehcir edilmesi değil. Yine Amerikan baskısı ile Afganistan'dan genç erkekler de getiriliyor... Dünya basınında Orta Doğu ve Afrika'dan 80 milyon insanın kuzeye doğru göçeceği, bunların 30 milyonunun Türkiye'de kalacağına dair haberler çıkıyor?
Türkiye'nin milli devlet yapısını çökertme girişimi demek olan bu istilaya karşı ne tedbir aldılar? Hangi girişimde bulundular?
Hiçbir tedbirleri yok! Üstelik hâlâ "biz herkese ensar olacağız" diyorlar. Ülkenin nüfus yapısını değiştirerek; muhaciri vatandaş, asker ve memur yaparak devleti teslim ediyorlar! Sonra da tehdide dikkat çekene, kendi suçlarını unutturmak için suç uyduruyorlar. Bu, böyle gitmez... Bir yerden mutlaka patlak verir...
Önümüzdeki aylar için çok ciddi güvenlik uyarıları yapılıyor.
Yargıtay'ın, Canan Kaftancıoğlu hakkındaki mahkûmiyet ve siyasi yasak kararını onaylamasından hemen sonra, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bütün milletvekillerini İstanbul'a çağırdı ve iktidara sert tepki gösterdi, ardından da SADAT adlı şirketin Beylikdüzü'ndeki binasının önüne giderek "Önünde bulunduğumuz SADAT paramiliter bir kuruluştur... Burası terörist yetiştiren bir kurumdur. Seçimi gölgeleyecek, seçimin güvenliğini sarsacak herhangi bir şey olursa sorumlusu burasıdır ve Saray'dır" dedi.
Aktif çalışan sayısı 283 bin 431. Bu rakam, 270 bine yakın emniyet personeli sayısından fazla.
Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrencilere şiddet uygulayan kim? Özel güvenlik.
Amblemleri Boğaziçi. Ama bunlar taşeron firmalardan geliyor. Taşeronun taşeronular yani. AKP’nin sistemi taşeronluk. Paravanın kibarcası! Şimdi konuya uyumlu bir KHK’yı anımsatalım. Yıl 2017. Düzenleme şöyle:
“Özel güvenlikçiler artık uzun namlulu silahlar kullanabilecek. Bu aşamada Genelkurmay’dan görüş alınmayacak. Özel güvenlikçilerin uzun namlulu silah kullanabilmesi için vali yardımcısının başkanlığındaki bir komisyonun kararı ve valinin onayı yetecek.”
SADAT dış politika politika belirliyor. İdlib ya da Trablusgarp’ta olmaktan/olunmasından memnun. Fakat tam burada bir çelişki var. TSK’da özellikle İdlib rahatsızlığı olduğu biliniyor.
Orduda da SADAT rahatsızlığı ayyuka çıkmış durumda. İstifa eden generallerin, hem ‘İdlib ya da cihadizm' hem de ‘SADAT’ konusunda endişeleri var.SADAT kurucusu Tanrıverdi yaptığı bir konuşmasında ise TSK'yı nasıl dizayn ettiklerini şu şekilde ifade etmişti:
"Harp Okulları, askeri okullar, sınıf okullarının dışında ki askeri okulların tamamı Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı olması lazım dedik. Yüksek Askeri Şura'nın yapısı değişsin dedik. Aldığımız kararlarda sivil iradenin hâkimiyetini kullandık. Askeri yargı kapsamında Askeri Yüksek yargı kalksın dedik o da gerçekleşti. Başkanlık sistemi gelsin dedik o da geldi."
Ve Tanrıverdi'nin en önemli açıklaması:
"Eyalet sistemine geçilmeli, Kürtlere özerklik verilmeli, Anayasa'da Kürtçe korunmalı, Kürtçe eğitim verilmeli."
Bu sözleri KİŞİSEL DEĞERLENDİRME olarak değil, Cumhurbaşkanlığı'na kadar ciddi bir şekilde değerlendirilen zihin yapısını görebilmek açısından altını da üstünüde biz çizelim ve son sözümüzü burada şimdilik söyleyerek noktalayalım;
15 Temmuz'u bahane edip Fırat'ın doğu'sunda başlayan isim değiştirme modasına gaz veriliyor ise büyük resim'deki nokta atışlar ortada.
Neo Sevr.
Ticani kalkışma.
Köprü, meydan derken sıra geldi, TC'nin adını değiştirmeye.
Anadolu Federe Ticani Cumhuriyeti ya da Adını siz koyun, altını da üstünü de biz çizeceğiz.
Mazi kalpte bir yaradır. Anladınız siz onu!















