Manisa Sevgi ve Dostluk Cemiyeti (MADOST) Kurucu Başkanı Recep Kafes, Manisa’nın siyaset, ekonomi ve turizm gibi birçok alanlarına değinen tepki açıklamasında bulundu.MADOST Kurucu Başkanı Recep Kafes, sosyal medya paylaşımında, “MANİSA’YI MANİSALILAR MI YÖNETİYOR?” Başlığı adı altında yayınladığı tepki yazısında şu ifadelere yer verdi:”Manisa Türkiye’nin en güçlü sanayi şehirlerinden biridir. Tarımı güçlüdür, tarihi güçlüdür, ekonomisi güçlüdür. Ama bütün bu güce rağmen Manisa’nın sorması gereken ciddi bir soru vardır: Manisa gerçekten Manisalılar tarafından mı yönetiliyor?..‘Manisa siyaseti güçlü bir şehir lobisi oluşturamadı.’”Son yıllarda Manisa siyasetinde dikkat çekici bir tablo ortaya çıkmaktadır. Başta iktidar partisi olmak üzere bazı siyasi partilerde il başkanlarının, il gençlik kolları başkanlarının hatta bazı önemli siyasi kadroların Manisa merkezinden değil, çoğu zaman ilçelerden ya da şehir dışından belirlenmesi alışılmış siyasi teamüllerin dışında bir durum haline gelmiştir. Bu tek başına bir sorun olmayabilir. Ancak mesele bununla sınırlı değildir. Belediyelerde görev yapan bazı yöneticilerin, üst düzey bürokratların ve kamu kurumlarının önemli pozisyonlarının Manisa dışından gelen isimlerle doldurulduğu görülmektedir. Daha dikkat çekici olan ise devlet bürokrasisinin üst kademelerinde Manisalı isimlerin neredeyse görünmez hale gelmiş olmasıdır. Türkiye’nin birçok şehrinden genel müdürler, müsteşarlar, valiler ve üst düzey yöneticiler çıkarken Manisa’nın bu kadrolarda yeterince temsil edilmediği bilinmektedir. Bu durum tesadüf değildir. Sorunun temelinde temsil gücü zayıf bir siyaset yapısı bulunmaktadır. Manisa siyaseti uzun yıllardır güçlü bir şehir lobisi oluşturamamıştır…Türkiye’de bazı şehirler Ankara’da ciddi bir etki gücüne sahiptir. Gaziantep, Kayseri, Konya gibi şehirler güçlü siyasi ve bürokratik kadrolar yetiştirirken Manisa çoğu zaman bu rekabette geri planda kalmaktadır. Bunun bir sonucu olarak da Manisa siyaseti zaman zaman dışarıdan gelen isimlerin tercih edildiği bir alan haline gelmektedir. Hatta bazı durumlarda siyasi partilerin milletvekili aday listelerinde sıkıştıkları zaman Manisa’yı bir “yerleştirme alanı” olarak gördükleri yönünde eleştiriler yapılmaktadır. Başka şehirlerde adaylık imkânı bulamayan bazı isimlerin Manisa’dan aday yapılması şehirde temsil tartışmalarını daha da artırmaktadır. Bu noktada asıl sorulması gereken soru şudur: Bu durumun sorumlusu kimdir?..Manisa’da vizyon eksikliğinin bir nedeni toplumun duyarsızlığı ve tepkisizliği!”Elbette eleştirilecek taraf sadece siyasi partiler değildir. Bu durumun ortaya çıkmasında toplumun duyarsızlığı ve tepkisizliği de önemli bir etkendir. Çünkü bir şehirde vatandaşlar şu soruları sormuyorsa; aday neden Manisalı değil, Manisa’yı ne kadar tanıyor, Manisa için nasıl bir vizyon ortaya koyuyor, o zaman siyaset yerel iradeden uzaklaşmaya başlar. Ne yazık ki Manisa’da uzun yıllardır bu sorgulama yeterince yapılmamaktadır. Oysa bu durum sadece bir temsil meselesi değildir. Bu durum doğrudan şehrin geleceğini etkileyen bir meseledir. Çünkü güçlü temsil gücüne sahip olmayan şehirler zamanla devlet yatırımlarından daha az pay alabilir, kamu kadrolarında daha az görünür hale gelebilir ve Ankara’da şehir adına mücadele edecek güçlü isimler çıkaramaz. Sonuçta şehir sahip olduğu potansiyelin altında kalır. Oysa Manisa Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgelerinden birine sahiptir. Tarım üretiminde ülkenin en güçlü şehirlerinden biridir. Sardes, Spil Dağı ve Şehzadeler tarihi ile büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Buna rağmen Manisa hâlâ Ege Bölgesi’nde gerçek anlamda bir merkez şehir konumuna ulaşamamıştır. Bunun nedenlerinden biri de güçlü bir siyasi temsil mekanizmasının yeterince oluşmamış olmasıdır. Artık Manisa’nın kendine şu soruyu sorması gerekmektedir: Manisa’yı kim temsil ediyor? Ve daha da önemlisi Manisa kendi siyasetçisini yetiştirebiliyor mu? Eğer bu sorulara güçlü cevaplar verilemezse Manisa’nın karşı karşıya kalacağı risk açıktır. Güçlü sanayiye sahip ama siyaseten etkisiz bir şehir olmak. Oysa Manisa bunu hak etmeyen bir şehirdir. Manisa’nın potansiyeli büyüktür ama bu potansiyelin gerçek güce dönüşmesi için Manisa’nın kendi sesini yükseltmesi ve kendi temsil gücünü yeniden inşa etmesi gerekmektedir.Haber – Hasret Dilek Delier
Yerel Haberler
Yayınlanma: 17 Mart 2026 - 18:59
Recep Kafes, 'Manisa siyaseti güçlü bir şehir lobisi oluşturamadı.'
Yerel Haberler
17 Mart 2026 - 18:59
Manisa Sevgi ve Dostluk Cemiyeti (MADOST) Kurucu Başkanı Recep Kafes, Manisa’nın siyaset, ekonomi ve turizm gibi birçok alanlarına değinen tepki açıklamasında bulundu.MADOST Kurucu Başkanı Recep Kafes, sosyal medya paylaşımında, “MANİSA’YI MANİSALILAR MI YÖNETİYOR?” Başlığı adı altında yayınladığı tepki yazısında şu ifadelere yer verdi:”Manisa Türkiye’nin en güçlü sanayi şehirlerinden biridir. Tarımı güçlüdür, tarihi güçlüdür, ekonomisi güçlüdür. Ama bütün bu güce rağmen Manisa’nın sorması gereken ciddi bir soru vardır: Manisa gerçekten Manisalılar tarafından mı yönetiliyor?..‘Manisa siyaseti güçlü bir şehir lobisi oluşturamadı.’”Son yıllarda Manisa siyasetinde dikkat çekici bir tablo ortaya çıkmaktadır. Başta iktidar partisi olmak üzere bazı siyasi partilerde il başkanlarının, il gençlik kolları başkanlarının hatta bazı önemli siyasi kadroların Manisa merkezinden değil, çoğu zaman ilçelerden ya da şehir dışından belirlenmesi alışılmış siyasi teamüllerin dışında bir durum haline gelmiştir. Bu tek başına bir sorun olmayabilir. Ancak mesele bununla sınırlı değildir. Belediyelerde görev yapan bazı yöneticilerin, üst düzey bürokratların ve kamu kurumlarının önemli pozisyonlarının Manisa dışından gelen isimlerle doldurulduğu görülmektedir. Daha dikkat çekici olan ise devlet bürokrasisinin üst kademelerinde Manisalı isimlerin neredeyse görünmez hale gelmiş olmasıdır. Türkiye’nin birçok şehrinden genel müdürler, müsteşarlar, valiler ve üst düzey yöneticiler çıkarken Manisa’nın bu kadrolarda yeterince temsil edilmediği bilinmektedir. Bu durum tesadüf değildir. Sorunun temelinde temsil gücü zayıf bir siyaset yapısı bulunmaktadır. Manisa siyaseti uzun yıllardır güçlü bir şehir lobisi oluşturamamıştır…Türkiye’de bazı şehirler Ankara’da ciddi bir etki gücüne sahiptir. Gaziantep, Kayseri, Konya gibi şehirler güçlü siyasi ve bürokratik kadrolar yetiştirirken Manisa çoğu zaman bu rekabette geri planda kalmaktadır. Bunun bir sonucu olarak da Manisa siyaseti zaman zaman dışarıdan gelen isimlerin tercih edildiği bir alan haline gelmektedir. Hatta bazı durumlarda siyasi partilerin milletvekili aday listelerinde sıkıştıkları zaman Manisa’yı bir “yerleştirme alanı” olarak gördükleri yönünde eleştiriler yapılmaktadır. Başka şehirlerde adaylık imkânı bulamayan bazı isimlerin Manisa’dan aday yapılması şehirde temsil tartışmalarını daha da artırmaktadır. Bu noktada asıl sorulması gereken soru şudur: Bu durumun sorumlusu kimdir?..Manisa’da vizyon eksikliğinin bir nedeni toplumun duyarsızlığı ve tepkisizliği!”Elbette eleştirilecek taraf sadece siyasi partiler değildir. Bu durumun ortaya çıkmasında toplumun duyarsızlığı ve tepkisizliği de önemli bir etkendir. Çünkü bir şehirde vatandaşlar şu soruları sormuyorsa; aday neden Manisalı değil, Manisa’yı ne kadar tanıyor, Manisa için nasıl bir vizyon ortaya koyuyor, o zaman siyaset yerel iradeden uzaklaşmaya başlar. Ne yazık ki Manisa’da uzun yıllardır bu sorgulama yeterince yapılmamaktadır. Oysa bu durum sadece bir temsil meselesi değildir. Bu durum doğrudan şehrin geleceğini etkileyen bir meseledir. Çünkü güçlü temsil gücüne sahip olmayan şehirler zamanla devlet yatırımlarından daha az pay alabilir, kamu kadrolarında daha az görünür hale gelebilir ve Ankara’da şehir adına mücadele edecek güçlü isimler çıkaramaz. Sonuçta şehir sahip olduğu potansiyelin altında kalır. Oysa Manisa Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgelerinden birine sahiptir. Tarım üretiminde ülkenin en güçlü şehirlerinden biridir. Sardes, Spil Dağı ve Şehzadeler tarihi ile büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Buna rağmen Manisa hâlâ Ege Bölgesi’nde gerçek anlamda bir merkez şehir konumuna ulaşamamıştır. Bunun nedenlerinden biri de güçlü bir siyasi temsil mekanizmasının yeterince oluşmamış olmasıdır. Artık Manisa’nın kendine şu soruyu sorması gerekmektedir: Manisa’yı kim temsil ediyor? Ve daha da önemlisi Manisa kendi siyasetçisini yetiştirebiliyor mu? Eğer bu sorulara güçlü cevaplar verilemezse Manisa’nın karşı karşıya kalacağı risk açıktır. Güçlü sanayiye sahip ama siyaseten etkisiz bir şehir olmak. Oysa Manisa bunu hak etmeyen bir şehirdir. Manisa’nın potansiyeli büyüktür ama bu potansiyelin gerçek güce dönüşmesi için Manisa’nın kendi sesini yükseltmesi ve kendi temsil gücünü yeniden inşa etmesi gerekmektedir.Haber – Hasret Dilek Delier
İlginizi Çekebilir














