Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
İpek Yolu'nun Karla Kaplı Şehri: Erzurum
ASLI BORA

ASLI BORA

İpek Yolu'nun Karla Kaplı Şehri: Erzurum

13 Haziran 2019 - 23:37

 

termometrelerin sıfırın altında olmasına alışık, iklimi soğuk lakin Anadolu insanının sıcaklığıyla kuşatılmış şehir Erzurum.  Karlı dorukların eteğinde görkemli anıtların yükseldiği, doğanın baştan çıkarıcılığına, namı dünyaya yayılmış lezzetlerin karıştığı misafirperver Erzurum.

 

Bilinen zamanlardan çok daha erken başlar Erzurum’un hikayesi. Bugün sokaklarında yürürken şehir her adımda takvimin unutulmuş anlarından dem vurur.  Tanıklığı M.Ö. 4000’lere kadar uzanır. Göçler, savaşlar, istilalar görmüş, Hurriler’den Asurlar’a, Kimmerler’den Roma’ya sayısız uygarlığın egemenliği ve yok oluşunu yaşamıştır.   İpek Yolu’nun Doğu ile Batı’yı yaklaştırdığı eski dünyanın en önemli durağı olan şehrin mamur zamanlarının izinde ilk olarak Erzurum Kalesi ‘ne çıkmak icap eder. 5. yüzyıldan bu yana bu coğrafyanın tanığı olan kale, yüksekliği 2000 metreye yaklaşan bir tepenin üzerinde kuruludur.  Bu nedenledir ki şehrin bütün soluğu burada duyulur, binlerce yılı saklayan sokakların sırrı burada çözülmeye başlar.  İşte tam burada az ötede rengarenk çinilerle süslü iki minaresiyle Erzurum’un alameti farikası haline gelen Çifte Minareli Medrese’nin peşine düşmek hasıl olur.  Kısacık yürüyüşe, sıcak sohbetler, kervan yolu olmanın mirası asırlık çeşmelerin şırıltıları karışır.  Çifte Minareli Medrese’nin her karışı ayrı maharetle bezenmiş , sanat eseri kapısı öylesine güzeldir ki içeriye girip girmemekte tereddüt etmek kaçınılmazdır.  Taşın destan gibi işlendiği kapıdan geçince mistik bir dünyaya geçiş yapılır.  İlhanlı devrinin çarpıcı üslubunu yansıtan medresenin yarattığı etkiyi hemen arkasında yükselen Üç Kümbetler de sürdürür.  Üç Kümbetler’den en büyük olanın Saltuklu Hükümdarı Emir Saltuk adına yapıldığı sanılmaktadır. Sekizgen gövdesi, iki renkli taş işçiliği ve üzerinde bulunan hayvan kabartmalarıyla geçmişi geleceğe yansıtmaya devam eder.  Bu anlarda ister istemez masif duvarları ve yalın görünümüyle Ulu Cami’nin çekim alanına girersiniz.  1179 yılında Erzurum’un çehresine katılan camide iç mekan taşıyıcı ayakların ve kemerlerin yarattığı bir denize açılır.  Selçuklu mimarisinin özelliklerini sunan cami halen Erzurum’un en büyük camisidir.  Selçuklu mimarlığının zarafetinin izini sürerek Yakutiye Medresesi’ne ulaşılır. Çağımızda Türk-İslam Eserleri Müzesi olarak gezginleri ağırlayan medrese 1310 tarihinde inşa edilmiştir. Kapalı avlulu medrese geleneğinin örneği olan eser, başlı başına bir mimarlık şaheseri  olmanın yanında, taç kapısının sembolik ve simetrik tasarımıyla göz alıcıdır.  Bu güzelim kapının tam karşısında Mimar Sinan’ın imzasını taşıyan Lala Mustafa Paşa Camisi insanı kendine çağırır. Dönemin merkezi kubbe anlayışının uygulandığı cami, süsleme kuruluşunda yer alan çinileri ve hat levhalarıyla Osmanlı karakterini sunar. Modern Erzurum’un içinde saklıdır eski Erzurum. Biraz kararlı adımlar Erzurum’un gizini sökmemize yardım eder. Abidelerle süslü şehirde geçmiş kendini kolayca ele verir.

Kışları çetin ve uzun geçen, karlı doruklarıyla kendine hayran bırakan Erzurum’da şehir içindeki yolculuğa beyaz bir mola çok yakışır. Son yıllarda Palandöken kış sporları alanında gerçek bir yıldız oldu. Buradaki kayak pistleri dünyanın en uzun ve en dik pistleri arsında gösterilmesinin yanında, şehir merkezine yakın mesafede yer alması gibi pratik avantajlara sahip.  Karlı dorukları yılın beş ayı her seviyede kayakçıyı ağırlayabilen Palandöken, 2011 yılında düzenlenen Üniversiteler Kış Oyunları’na ve çeşitli uluslararası  yarışmalara ev sahipliği yaparak niteliklerini bütün dünyaya gösterdi.  2000 ile 3176 rakım farkına sahip olan kayak merkezi, farklı zorluk derecelerindeki pistler, bu pistlerde   faaliyet gösteren 10 telesiyej, 1 teleski, 2 baby lift, 1 gondol lift  ile kışın tadına doyasıya varmak için doğru adres.  Alp disiplini ve  snowboard için uygun pistlere de sahip olan Palandöken’de bembeyaz kar üzerinde yamaç paraşütü, dağcılık, snowtube gibi farklı etkinliklere katılmak da mümkün.  Zirvenin heyecanına kapılmak, düz ovanın vakur sessizliğine beyaz bir ara vermek için Palandöken son derece davetkar ve eğlenceli.

Palandöken’e çıkınca Nene Hatun Tarihi Milli Parkı’nda tabyaların sessizliğinde,zamanın dehlizlerine  sokulabilirsiniz.  93 Harbi’nin kadın kahramanı Nene Hatun’un türbesinin de bulunduğu alan, tarihi dokusu ve doğal bitki örtüsüyle şehrin tarihinden tarifsiz anları önünüze serer.

Kervanların, tacirlerin ve seyyahların kapılarını aşındırdığı ilham verici Erzurum, hamamlar, kervansaraylar ve hanlar kentidir.  Birçok yapı zamanın yıpratıcı etkisinden payına düşeni alsa da Kanuni Sultan Süleyman Han’ın damadı ve sadrazamı olan Rüstem Paşa’nın adını taşıyan kervansaray, günümüzde halen aktif olarak ticari yaşamdaki yerini korur. Osmanlı mimari dokusunda, yöreye özgü oltu taşı takılar biblolar, işçiliğiyle göz kamaştıran ışıl ışıl gümüşle donatılmış vitrinleriyle Rüstem Paşa Kervansarayı Erzurum yolculuğunun olmazsa olmazı arasında.   

Anadolu’nun bereketli toprakları üzerinde Erzurum. Biraz şehir merkezinden uzaklaştıkça hayvan sürüleri, ekili tarlalar akıp gider etrafınızdan.  Doğanın yarattığı şaheserleri görme zamanıdır artık.  18. yüzyılın sonuna doğru bir heyelan neticesinde oluşan Tortum Şelalesi, Erzurum’un akıllara kazınmış fotoğrafıdır.  Suyun 48 metre yüksekten düşerek görsel bir şölen yarattığı Tortum, kış aylarında donmasıyla da ayrı bir şöhrete sahip. 

 

   Kültürel çeşitliliğin zengin içeriği Erzurum mutfağını da biçimlendirmiş.  Erzurum mutfağı yüzyılların geleneğini hala yaşatıyor.Öncelikle  kırmızı etin başrolde olduğu lezzetler dikkat çekecektir. Kuyruk yağı olmadan, koyun ve kuzu etiyle hazırlanan Cağ Kebabı, Erzurum’dan çıkıp adeta şöhret olmuş bir lezzet. Öte yandan ilçelere doğru uzandığınızda yerel tatların çeşitliliği damaklarda iz bırakacak cinsten. Asırlık ahşap evleri ve Karadeniz’e göz kırpan bitki örtüsüyle Aksu Vadisi’ni içine alan İspir kuru fasulyesi, dut pekmezi ,kızılcık pestili gibi tatların buluşma noktası.  Değişik otlarla harmanlanan Gendime Çorbası, Ayva Yahnisi, Dut Çullaması ve Kadayıf Dolması Erzurum seyahatine tat katacak yemeklerin sadece birkaçı.

 

 

 

ter

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar