Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
OKUL ZiLİ ÇALIYOR...
AYLİN ÖZ

AYLİN ÖZ

AYLİN ÖZ

OKUL ZiLİ ÇALIYOR...

08 Eylül 2019 - 15:28

Kül rengi sabaha uyanmış olsamda , mavi sabahların gece bekçisiyim ben. Kül, güle dönüşür elbet diye bekleyen korkusuz bir bekçiyim sanki. Gecenin sessiz çığlıklarında hafızamda unutmam bekçi düdüğü çalmayı. Sabahın maviliklerine açtım gönlümün düğmelerini inanarak. Güneş gül kokuyordu. Okullar birinci sınıflar için bir hafta önce başlamıştı. Hızlı yürüyen anne veya babalar sırtlarında minik anasınıfı çantası , yanıbaşında çizgi film karakterli matara ile okul yolunu bir haftadır gidip geliyorlardı. Gözlerini ovalıyordu minik yavrucaklar. Ah canlarım hayatın yükünü bilseler inanın büyümek istemeyecekler emin olun neyse...Camdan seyirim devam ediyordu.

Sonra siyah bir kedi gördüm, uğursuz diyenlere de kızar ve sinir olurum sanki Yaradan aynı değilmiş gibi kaçarlar kara kediden. Üç yavrusu vardı, seslenince kaçıştılar sağa sola...Bir tanesi mavi bir leğene girmiş ve kaçmayı becerememişti. Evran bir incir ağacı altından leğenden beni izliyordu, gülümsedim haline çok şapşikti. Yarı korkak, yarı çıkmakta hevesli ikilemdeydi garibim. Kimseler kalmamıştı sokakta, kimi işine kimi okuluna doğru yol almış sokak bomboştu. Issız ve yalnızdı. Umut sıkmıştı gökyüzü boynuna ve ben kokladım bu sabahta umudu, her gün gibi. Bir bardak çay bana iyi gelecekti ve ben bugün yine buralarda kalacaktım ısrarla, belki değişir hayat sil baştan umuduyla...

Sonra pencere önünde şu mısralar dökülüverdi kalemimden...

Küçük çocuklardık başka mahallelerde büyüyen
Ben en çok incir ağacına çıkmayı severdim
sen bahçenizdeki erik ağacına
İlkbaharlı zamanlar daha güzeldi ve biz saf çocuklardık
Sen pamuk şekercinin yolunu gözlerdin
ben ise renkli renkli macuncunun
Sen koşmayı pek sevmezdin oysa ben tazı gibi koşardım ve sen bana sinir olurdun
Mevsimleri bilmeden büyüyen çocuklardık, saatten habersiz, bildiğimiz tek şey oyun oynamaktı
Sen en çok yurtdışında yaşayan dayının sana getirdiği kırmızı elbiseli bebeğinle oynardın
Ben ise sokakta çamurdan heykeller yapardım
Gecenin en ıssız saatinde düşümün içinde olanımdın
En olmayacak anın ortasında durmuş gülüşünle el sallayan sensin
Sonbaharın sararan yapraklarını birlikte, ellerimiz üşüşe bile toplayıp
üstüne resimler çizmek, şiirler yazmak ne güzel olurdu
Söyle bana en çok neren üşür?
Ayakların mı?
Ellerin mi?
Yüreğin mi?
Çocukların üşümediği tek  yer oyun oynadıkları yerdir
İki yaramaz çocuk gibi koşalım, uçurtma uçuralım
sıcak kestane alıp yiyelim
Ben el yakan kestaneleri senin için soğutayım
Sonbahara sarılalım birlikte sorgusuz sualsiz...

Anne sesiyle irkildim. Okul kıyafetlerim, defterlerim, kalemlerim her şeyim  hazır bir Pazartesi gelde de başlasak. Evet dostlar okul zili Pazartesi herkes için çalıyor. Cadde ve sokaklar servislerle, bisikletlilerle dolup taşacak. Okul alışverişi için kitapçı ve kırtasiyecilerde uzun kuyruklar oluşacak. Tatlı telaşlar hepsi.

2019 -2020 eğitim yılı başta oğlum olmak üzere ve  tüm öğretmen ve öğrencilerimize başarı getirsin. Şansları daim olsun. Sağlıklı , gönüllerince bir dönem temenni ediyorum .
                          Sevgilerimle
Aylin Öz...
 

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • şenol gürkan
    1 hafta önce
    eline sağlık ben uzun zamandır okulları verilemeyen eğitimi ve bunun sonucu oluşan ticarethaneleri düşünüyordum, çocuklarımızda birer müşteri, hayırlı olsun eğitim öğretim yılımız
  • Hakkı Gençol
    1 hafta önce
    Ülkenin bütün öğrencilerini ve eğitim görevlilerini başarı ve mutluluklar diliyorum.

Son Yazılar