Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
SU...
AYLİN ÖZ

AYLİN ÖZ

AYLİN ÖZ

SU...

20 Ocak 2020 - 12:18

Ne kadar az harfli ancak derin anlam içeren kelimdedir, oysa nelere kadirdir.

 

 Dünya üzerinde bir milyar insan susuzluk çekiyor.

Esmer bir çift ayak çölde yalın ayak yürüyordu. Bu ayaklar Kombiyalı Fatma' nın ayaklarıydı. Her gün su arzu ve hayalini gerçekleştirmek için dört saat çölde yürüyor. Henüz onbir yaşında. Fatma kaderini yaşıyor, kuyudan iple su çekiyor. Bir kovaya bağlı suyu yarı içeriye yarısı dışarıya çekip kafasının üzerinde taşıyarak, kum tanelerine gömülen hışırtılı ayak sesleri ile ilerliyor. Siyah  bir  çift ayak ve uçsuz bucaksız Sahra Çölü. Belgeselde anlatılıyordu hepsi.

 

Uzun boylu ince siyahi kadınlar başlarının üzerinde upuzun kovalar taşıyorlar, su kovaları.

 

 Köyün adı Afrika'da Janapkent.Yedi çocuklu eşi vefat eden bir kadın anlatıyor. Çocukları küçük olduğu İçin daha fazla sıkıntı çektiğini anlatıyor. Otuz senedir aynı göletten su aldıklarını ancak kuraklık sebebiyle gölün kuruduğunu ve suya ulaşmak için  beş kilometre yürümek zorunda olduklarını, ulaştıkları suyun maalesef çamurlu su diyor kadın. Berrak suya kavuşmak en büyük hayalimiz diye ekliyor. Göletteki su oranı arttıkça çamur oranını azalıyor diyor ve bir kadın olarak Türkiye' deki kadınların imkanlarına sahip olmak istediğini bu şartlarda çocuk büyütmenin çok zor bir durum olduğunu anlatıyor.Yine de herşeye rağmen elimdeki imkanlara şükrediyorum, bir gün sıkıntılarımızın azalacağına inanıyorum diyor.

 

Çamurlu suyu görseniz olamaz dersiniz. Çölde yer alan küçük ve kurumuş, çamurlu bir göl. Daldırdıkları her kova çamur yığını, suyu ayrıştırıyor ve çamuru göle geri döküyorlar. Başlarının üzerinde evlerine doğru ilerliyorlar.

 

Sonra Leyla isimli, güneşten teni kavrulmuş kadın daha anlatıyor. Yirmi yada yirmibeş adet plastik kova birbiri ardınca dizelenmiş, sıraya konulmuş olmalı. Leyla kendi dilinden anlatıyor:

" Burada günün yarısı su beklemekle geçiyor,Sabah sıraya girdiğimizde akşam ancak su alabiliyoruz. Her gelişimizde bir kova su alabilirsek onunla yetinip geri dönüyoruz. Su bulamadığımızda hayat bizim için duruyor, hiç bir şey yapamıyoruz. Bazen iki gün beklemek zorunda kalıyoruz, çaresizce. İhtiyacı kadar su bulanlar fazlasını almıyor, birbirimizi kollayarak hayata tutunuyoruz. Buradaki insanların tek hayalidir suya kolay ulaşmak. Çünkü suya kolay ulaşırsak belki de diğer ihtiyaçlarımız için fazla çalışırız.Su için fazla yardıma ihtiyacımız var. Buradan suyu aldıktan sonra suyun çamurunu temizlemek için kimyasal madde kullanıyoruz, böylelikle suyumuz hem azalıyor hemde başka açıdan kirleniyor. Üç kovadan bir kova su çıkıyor. Bizim için tek su kaynağımız yağmur suyu birikimi, onların pisliğide ortada. Su serüveni kurak mevsimlerde çileye dönüşüyor. Ama herşeye rağmen bulduğumuz suya şükrediyoruz.

 

Biliyor musun  Leylacım bizim buralarda da durum hiç iç açıcı değil. Bir şeyin kıymetini bilmek için kaybetmek mi gerekir Leyla? 

 

Biz şu an kış mevsimi yaşıyoruz ve üstelik eski tabirle zemheri ayındayız, ne yağmur ne de kar gördük. Çocukluğumuzda çatılardan sarkan buz sarkıtlarına hasret kaldık. Hem biliyor musun Leylacım biz musluktan akan suyun kıymetini bilmiyoruz, gereksiz belki de her gün balkon yıkıyoruz, bulaşıklarımızı iyice durulamadan asla makineye koyamıyoruz. Çamaşır makinesini kullanırken bir kez deterjan ile yıkıyor, program bittikten sonra da kimyasal maddelerden arındırma adına bir uzun program yıkama daha yapıyoruz. Damlayan muslukları hiç mi hiç önemsemiyor, diş fırçalama esnasında musluğu ihmal edip açık bırakıyor, duşta eskiden kova ile ısıtılıp banyo olan atalarımızı unutup dakikalarca su harcıyoruz. Her odaya ayrı vilada kova suyu hazırlıyoruz. Her içtiğimiz bir bardak kirli diye hemen bulaşık makinesine koyuyoruz. Sanki eskiden aynı bardaktan tüm aile su içmemiş ve öyle büyümemişiz gibi. Biz çok titiz olduk ve bir o kadar da hasta. 

 

Leylacım bizler eskiden yağmur yağmayınca yağmur duasına çıkan insanlardık. Ve biz sahip olduğumuz herşeyin bir gün bizi terketebileceği gerçeğini unuttuk. " TÜKENEBİLİR" diye hiç aklımıza getirmiyoruz, hep var olacak sanıyoruz. Leylacım üzgünüm biz kıymet bilmiyoruz, har vurup harman savuruyoruz. 

 

Su candır, su hayattır. Lütfen tükenmeden değerini bilelim. Sonra Afrika ülkeleri gibi bir kova su İçin yollara düşmeyelim. Hepimize düşen görevler var, üzerimize düşeni yapalım. Gereksiz su kullanımını azaltalım. Bu arada Afrika'da kuyular açan ünlüleri kutluyorum.

 

SU yaşam için en gerekli     asla unutmayalım. Su candır, her can da İnsan...

        

               Aylin Öz

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar